SON DAKİKA

3. DÜNYA SAVAŞI HALEN DEVAM EDİYOR.!..

Bu haber 15 Ocak 2019 - 23:34 'de eklendi ve 6 kez görüntülendi.


İnsanlık tarihinin son yüzyılında iki dünya savaşı yaşandı. Bu savaşlar sonuç olarak milyonlarca ölüm, yıkım ve felaketler toplamıdır. 
İnsan soyunun insan eliyle yaşadığı en büyük felakettir.
Ele geçirme, hakim olma, kontrol etme, geleceği belirleme güdüleri ile yapılan girişimlerin adına savaş deniliyor.
Savaş artık bildiğimiz askerler, silahlar ile değil , çok farklı argümanlar ile sürüyor.
Bildiğiniz devletler, sınırlar, rejimler üzerinden değil doğrudan insanlar üzerinden sürüyor.
Ölüm bir son ise insan yaşamında, sağlık ve hastalık paradoksu bu iki uç arasında tüm yaşam hikayesini belirliyor.

SON 75 YILDA NE OLDU?
Bugün gündemde olan bütün olguların bir başlangıcı var: Bu başlangıç tarihi bizi 1943 yılına götürüyor.
Tek bir olgu değil bu. 
Planlananların bir konsepti, bir bütünselliği var. 
Temel odak noktası ise insan sağlığı ,insan yaşamı.
Bu bütünselliği şimdiye kadar tek tek parçalar üzerinden gördük ve tek tek tartışmaya çalıştık. 
Her birini diğerlerinden bağımsız gibi gördük. 
Sadece tek noktaya odaklandık.
Oysaki hiç bir girişim tek olarak oluşturulmadı. 
Birleşik kaplar gibi birbirini besleyen birbirini oluşturan, birbirini tetikleyen yönleri ile bütün olgular birleşik .

1943 yılında Rockefeller Vakfı penisilini ilaç formuna getirdiğinde ABD hükümeti 12 kimya fabrikasına ilk verdiği siparişte 65 milyar ünite üretim yapıldı. 
Sonra üretilen milyarca antibiyotik dünyada bütün insanların bedenlerine girdi.
Bağırsaklar ilk hedef olarak tamamen delik deşik edildi. 
Bağırsaklardaki bağışıklık sistemi çöktü, sindirim sistemi felç oldu.
İnsanlar yediklerinden, içtiklerinden yararlanamayacak hale getirildi.

İlaçlar kimyasal içerikleri nedeniyle ,yan etkileri ile bir çok daha başka hastalıkların kaynağı ve tetikçisi oldular.

Ölümü gösterip sıtmaya razı etme temel kabullenme olarak kurgulandı. Kimya sanayisi 80.000 kimyasal üretti. 
Hepsi farklı isimler ve ve farklı konumlamalar ile insan yaşamının içine sokuldu.

Cüce buğday diye ifade edilen adına “Yeşil Devrim” denecek kadar bir manipülasyonu içeren girişim ile ekmekler değişime uğradı. 
Melezleme olarak başlanan girişim bugün sorgulanamayan, araştırılmayan bir gizemli hale gelmiştir.
Bu cüce buğdaydan daha fazla verim almak için kullanılması gereken iki madde vardı .

Birincisi kimyasal gübre, ikincisi ise zehir olan tarım ilaçları.
Topraklar verimlik adına zehirlendi. Su ve havadaki zehir oranları arttı.
Zeytinyağı ve tereyağı bu kadar çok artan nüfusu beslemez diyerek margarin büyük bir kimyasal buluş olarak lanse edildi. 
Dünyada girmediği mutfak, girmediği tencere kalmadı.
Bütün tohumlar kontrol edilebilirlik için hibrit hale getirildi. Hibrit tohumların cazibesi hızla tercih edilir hale getirilerek yaygınlaştırıldı
Endüstriyel gıda üretimlerinde gıdadaki canlılık ve yararlılıklar yok edildi. 
Lezzetin ön planda olduğu bir yönelim ile içeriğinde sadece kimyasalların olduğu katkılar, koruyucular, aromalar, lezzet artırıcılar ve renklendiriciler ile gıdalar modifiye edildi bir başka forma dönüştürüldü.
Kent yaşamında hızlı daha hızlı bir yaklaşım yemek sektörünün temel yaklaşımı oldu. 
Hazırlık ve pişirme zamanını yok etme adı altında hazır gıda konsepti bir dev haline getirildi.
Kent yaşamının bütün alanlarında konut, giyim ve diğer tüm ihtiyaçlarda kimyasalların oranı her geçen gün artmaktadır.
Hazır gıdanın rafta daha uzun kalması için gıda olmaktan çıkarak başka bir maddeye dönüşümü sağlandı.
Gıdadaki yararlılıkları olan her madde risk potansiyeli olarak görülüp yok edildi.

Hayvanların beslenmelerindeki kullanılan yemler genetiği değiştirilmiş ürünlerden seçildi. 
Sağlık için kullanılması gereken başta antibiyotik ve diğer ilaçlar hızlı büyüme fonksiyonelleri ile tamamen tercih edilir oldu. 
Hayvanlardan elde edilenlerin içeriklerinde sağlık değil hastalık nedenleri daha çok bulunmaya başladı.

HASTA OLMAK, KÂR SAĞLAYAN MÜŞTERİ DEMEK ANLAMI TAŞIYORDU

Kimya ve ilaç sektörü ile endüstriyel gıda sektörleri dünyada tüm insanların yaşamlarını belirleyen temel sektörlerdir.

Bir savaş analizi olarak ;ele geçirme, hakim olma, kontrol etme, geleceği belirleme güdüleri bu sektörlerin temel amacı olmuştur.
Bir klasik savaş insanı öldürme üzerine kurgulanmış iken, “3. Dünya Savaşı” ise öldürmeyen ama süründüren, ölene kadar hasta edip ,onu sürekli sömüren bir sisteme dönüşmüştür.
3. dünya savaşı başlayıp bitecek olan bir savaş değildir.
Süreklilik içinde gelişimi ile tüm insanların hasta olmaları üzerine kurgulanmıştır.
Bu bir komplo teorisi değildir.
3. dünya savaşının ta kendisidir.
Bu olup biteni anlamak için yeni paradigma gerekiyor .

Dar ,sığ,tek taraflı bakış açıları ile dünyaya anlamak mümkün değildir.

Daha bütünlüklü ve daha konsept bir dünya görüşüne ihtiyacımız var.

3. DÜNYA SAVAŞI BAŞLAYALI 75 YIL OLDU.
3. DÜNYA SAVAŞI DEVAM EDİYOR.

Araştırmacı- Yazar Haydar Yılmaz
Araştırmacı- Yazar Haydar Yılmazhydr.ylmz2@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.