SON DAKİKA

Gelinen nokta “İçler Acısı”

Bu haber 11 Temmuz 2019 - 1:14 'de eklendi ve 44 kez görüntülendi.

Ne yazık ki bilinçsiz ilaçlama ve çevre kirliliğinde gelinen nokta, değim yerindeyse ‘içler acısı’. Bakın sizinle son iki gün içerisinde yaşanan iki farklı haberi paylaşmak istiyorum.

Haber 1; Sivas’ın Ulaş ilçesi Bostanya köyünde pancar tarlasında çapa yapan 17 tarım işçisi mide bulantısı ve kusma şikayetleri ile hastaneye kaldırıldı. Tarım işçilerinin tarlada kullanılan kimyasal maddenin etkisi ile zehirlendiği belirlendi.

Haber 2; Polatlı ilçesi Yassıhöyük Mahallesi’nde hayvancılık ile uğraşan İlhan Adanur’a ait 100 hayvan aynı anda henüz belirlenemeyen sebepten telef oldu. Telef olan 100 hayvandan 98’inin küçükbaş hayvan, bir tanesinin eşek, birinin de köpek olduğu öğrenildi.

Polatlı İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ekipleri, Sakarya nehrinden, hayvanların içtiği sulardan ve telef olan hayranlarından numune aldı. Mahalleli, zehirlenmenin Sakarya Nehri’ndeki sudan olduğunu iddia ederken, olayla ilgili inceleme başlatıldı.

Artık çevre kirliliği ve bilinçsiz ilaçlamada gelinen noktanın, ne yazık ki içler acısı bir boyuta geldiğini bu iki haber bize net olarak göstermektedir.

Bir tarafta pancar tarlasında çalışan tarım işçileri kimyasal ilaçtan zehirlenirken, diğer tarafta ise yüz hayvan içtiği sudan zehirlenerek ölüyor.

Her yıl binlerce balık kirletilen sular nedeniyle telef oluyor.

İnsanlık için hayati bir öneme sahip olan arılar, tarım arazilerinin bilinçsiz bir şekilde ilaçlanması nedeniyle her yıl milyonlarcası ölüyor.

“Einstein’ın, ‘Eğer arılar yeryüzünden kaybolursa insanın sadece 4 yıl ömrü kalır, arı olmazsa döllenme, bitki, hayvan ve insan olmaz’ sözünü de hatırlatarak bu konunun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha vurgulamak gerekir.

Bilinçsiz ilaçlama nedeniyle ihraç ettiğimiz birçok gıda maddesinin sınır kapılarından geri çevrildiğini biliyoruz. Bunun en iyi örneği ise herkesin bildiği gibi Rusya’ya gönderilen ve fazla ilaç kalıntısı olduğu nedeniyle kapıdan geri çevrilen domateslerdir.

( Bu domateslerin iç piyasada başına gelenler  gizemini korurken…! )

Toprakta kullanılması sakıncalı olan ve DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ ( WHO ) tarafından “kanser yapıyor” şeklindeki açıklamalara rağmen  tarım arazilerinde kullanılan ilaçlar, tarım ürünlerinde bilinçsizce yapılan ilaçlamalar, toprağa atılan topraktan ise yeraltı sularına geçen ve sonrasında da bizlerin içmiş olduğu sulardan yavaş yavaş toplumun hasta edildiği dillendirilirken, gelinen noktada bunun artık yavaş yavaş değil birden hastanelik etiğine şahit oluyoruz.

Asıl mesele ise yetkililerin bu konu hakkında neler yaptığıdır. Üreticilere yönelik eğitimler veriliyor mu? Yapılan ilaçlamalarla ilgili denetleyici bir girişim var mı? Var ise nasıl bir işlem yapılıyor? İlaçlama öncesinde, esnasında ve sonrasında nasıl önlemler alınması gerektiği konusunda bilgilendirme yapılıyor mu?

Peki tüketiciler bu konuda ne kadar sorgulayıcı?  Tükettiğimiz ürünün doğru bir şekilde ilaçlanıp ilaçlanmadığını sorguluyor muyuz? Şimdi böyle bir soru karşısında kime soracağız diyebilirsiniz. Sahi yaa bu sorunun yanıtını bende merak ettim şimdi. Biz tüketici olarak yukarıda sıralamış olduğumuz soruların yanıtlarını kimden alabiliriz?

Artık birilerinin bu konuya mutlak süratle el atması ve toplumun sağlığı için, insanlığımızın geleceği için mutlaka bilinçsiz ilaçlamanın önüne geçmesi gerekiyor.

İlgili bakanlıkların ve bağlı bulundukları İl ve İlçe Müdürlüklerinin bu konu hakkında gerekli çalışmaları titizlikle yürütmesi ve kamuoyunu net bir şekilde aydınlatması gerekiyor. Yoksa ne yazık ki gelinen nokta çok daha ‘İçler Acısı’ bir hal almaya devam edecektir.

 

 

Ne yazık ki bilinçsiz ilaçlama ve çevre kirliliğinde gelinen nokta, değim yerindeyse ‘içler acısı’. Bakın sizinle son iki gün içerisinde yaşanan iki farklı haberi paylaşmak istiyorum.

Haber 1; Sivas’ın Ulaş ilçesi Bostanya köyünde pancar tarlasında çapa yapan 17 tarım işçisi mide bulantısı ve kusma şikayetleri ile hastaneye kaldırıldı. Tarım işçilerinin tarlada kullanılan kimyasal maddenin etkisi ile zehirlendiği belirlendi.

Haber 2; Polatlı ilçesi Yassıhöyük Mahallesi’nde hayvancılık ile uğraşan İlhan Adanur’a ait 100 hayvan aynı anda henüz belirlenemeyen sebepten telef oldu. Telef olan 100 hayvandan 98’inin küçükbaş hayvan, bir tanesinin eşek, birinin de köpek olduğu öğrenildi.

Polatlı İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ekipleri, Sakarya nehrinden, hayvanların içtiği sulardan ve telef olan hayranlarından numune aldı. Mahalleli, zehirlenmenin Sakarya Nehri’ndeki sudan olduğunu iddia ederken, olayla ilgili inceleme başlatıldı.

Artık çevre kirliliği ve bilinçsiz ilaçlamada gelinen noktanın, ne yazık ki içler acısı bir boyuta geldiğini bu iki haber bize net olarak göstermektedir.

Bir tarafta pancar tarlasında çalışan tarım işçileri kimyasal ilaçtan zehirlenirken, diğer tarafta ise yüz hayvan içtiği sudan zehirlenerek ölüyor.

Her yıl binlerce balık kirletilen sular nedeniyle telef oluyor.

İnsanlık için hayati bir öneme sahip olan arılar, tarım arazilerinin bilinçsiz bir şekilde ilaçlanması nedeniyle her yıl milyonlarcası ölüyor.

“Einstein’ın, ‘Eğer arılar yeryüzünden kaybolursa insanın sadece 4 yıl ömrü kalır, arı olmazsa döllenme, bitki, hayvan ve insan olmaz’ sözünü de hatırlatarak bu konunun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha vurgulamak gerekir.

Bilinçsiz ilaçlama nedeniyle ihraç ettiğimiz birçok gıda maddesinin sınır kapılarından geri çevrildiğini biliyoruz. Bunun en iyi örneği ise herkesin bildiği gibi Rusya’ya gönderilen ve fazla ilaç kalıntısı olduğu nedeniyle kapıdan geri çevrilen domateslerdir.

( Bu domateslerin iç piyasada başına gelenler  gizemini korurken…! )

Toprakta kullanılması sakıncalı olan ve DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ ( WHO ) tarafından “kanser yapıyor” şeklindeki açıklamalara rağmen  tarım arazilerinde kullanılan ilaçlar, tarım ürünlerinde bilinçsizce yapılan ilaçlamalar, toprağa atılan topraktan ise yeraltı sularına geçen ve sonrasında da bizlerin içmiş olduğu sulardan yavaş yavaş toplumun hasta edildiği dillendirilirken, gelinen noktada bunun artık yavaş yavaş değil birden hastanelik etiğine şahit oluyoruz.

Asıl mesele ise yetkililerin bu konu hakkında neler yaptığıdır. Üreticilere yönelik eğitimler veriliyor mu? Yapılan ilaçlamalarla ilgili denetleyici bir girişim var mı? Var ise nasıl bir işlem yapılıyor? İlaçlama öncesinde, esnasında ve sonrasında nasıl önlemler alınması gerektiği konusunda bilgilendirme yapılıyor mu?

Peki tüketiciler bu konuda ne kadar sorgulayıcı?  Tükettiğimiz ürünün doğru bir şekilde ilaçlanıp ilaçlanmadığını sorguluyor muyuz? Şimdi böyle bir soru karşısında kime soracağız diyebilirsiniz. Sahi yaa bu sorunun yanıtını bende merak ettim şimdi. Biz tüketici olarak yukarıda sıralamış olduğumuz soruların yanıtlarını kimden alabiliriz?

Artık birilerinin bu konuya mutlak süratle el atması ve toplumun sağlığı için, insanlığımızın geleceği için mutlaka bilinçsiz ilaçlamanın önüne geçmesi gerekiyor.

İlgili bakanlıkların ve bağlı bulundukları İl ve İlçe Müdürlüklerinin bu konu hakkında gerekli çalışmaları titizlikle yürütmesi ve kamuoyunu net bir şekilde aydınlatması gerekiyor. Yoksa ne yazık ki gelinen nokta çok daha ‘İçler Acısı’ bir hal almaya devam edecektir.