Türkiye'nin en büyük ikinci lavanta bahçesi, 1300 rakımda oluşturuluyor - Tarım ve Hayvancılık
SON DAKİKA

Türkiye’nin en büyük ikinci lavanta bahçesi, 1300 rakımda oluşturuluyor

Bu haber 29 Aralık 2020 - 13:59 'de eklendi ve 53 kez görüntülendi.

BURDUR’da Lisinia Doğa Proje Alanı sorumlusu Öztürk Sarıca tarafından, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nden (MAKÜ) 10 yıllığına kiralanan 1300 rakımlı arazide, Türkiye’nin en büyük ikinci lavanta bahçesi oluşturuluyor.
Lisinia Doğa Proje sorumlusu Veteriner Hekim Öztürk Sarıca ve ekibi, MAKÜ’den 10 yıllığına kiralanan 1300 rakımdaki 725 dekarlık alanda, Türkiye’nin ikinci büyük lavanta bahçesini oluşturmak için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Başta lavanta olmak üzere, kekik, ada çayı ve diğer ıtri bitkilerin yetiştiriciliğini yaptıklarını aktaran Sarıca, “Yeşilova Akçaköy’de bulunan Lavanta Deresi Projesi’nden sonra, Türkiye’nin en büyük ikinci lavanta bahçesini burada kurmaya çalışıyoruz. Tarıma elverişsiz alanların tamamında şu an lavanta yetiştirmeye çalışıyoruz” dedi.
‘SUSUZ TARIMIN MODELLEMELERİNİ YAPIYORUZ’
Ülkenin pek çok yerinde kullanılamayan bakir alanlar olduğuna dikkat çeken Sarıca, şöyle konuştu:
“Ülke genelinde tıbbi ve aromatik bitkileri yaygınlaştırmaya çalışıyoruz. Susuz tarımın özellikle Göller Yöresi ve Burdur için çok önemli olduğunu düşünüyorum. Son aylarda Türkiye’nin neredeyse tamamında su kıtlığı var. Ülkemizin hızla şuna karar vermesi gerekiyor. Gelecek nesillerin içme sularını kurtarmak istiyorsak bir an evvel ve acilen gerçek susuz tarım uygulamalarına başlaması gerekiyor. Bu susuz tarım noktasında da katma değeri yüksek ürünler üretmek zorundayız. Bu amaçla lavanta başta olmak üzere, tıbbi aromatik bitkilerin ülkemizde gelişmesi gerekiyor. Bu amaçla insanlara biz bir anlamda susuz tarımın burada modellemelerini yapıyoruz.”
600  650 BİN TON SU TASARRUFU
Öztürk Sarıca, dikim yapılan 725 dekarlık alanda mısır ve yonca üretilmiş olsa yılda ortalama 600 650 bin ton su kullanmaları gerektiğini belirterek, “Şu an bu bizim çalıştığımız alanın Burdur Gölü’ne katkısı 600 650 bin ton. Tüm ülkede benzer projelerin gerçekleştirildiği ve gerçek anlamda susuz tarımın başladığını düşünürsek, ülkemizin ve gelecek nesillerin gerçek anlamda içme suları kurtulmuş olacaktır” diye konuştu.
Koronavirüs sürecinde tarım faaliyetlerine devam ettiklerini ifade eden Sarıca, şöyle konuştu:
“Koronavirüs başladığından bu yana sosyal mesafe kurallarına uyarak, tarımsal üretime hiç durdurmadan devam ettik. Biz biliyoruz ki tarımın bir şekilde ülkemizde devam etmesi gerekiyordu. Çünkü üretmek zorunda olan bir ülkeyiz. Sokağa çıkma kısıtlamasında tarım çalışmaları etkilenmiyor. Tarıma ait çalışmalar devam ediyor. Biz de dikimlerimize devam edeceğiz, çünkü başka türlü tarımsal faaliyetleri yetiştirme şansımız yok.”